Archive for Ocak 26th, 2008

Ne Eser, Ne de Semer

“Ölen insan mıdır, ondan kalacak şey: eseri;

Bir eşek göçtü mü, ondan da nihayet: semeri”

 

Atalar böyle buyurmuş, diye, binlerce alın,

Ne tehâlükle döker, döktüğü bîçâre teri!

Read the rest of this entry »

Tags: ,

Meyhane

Hurûşan bâd-ı süfliyyet derûnundan, kenârından;

Girîzan rûh-i ulviyyet harîminden, civârından.

 

Çıkar bin nâle-i nevmîd hâk-i ra’şe-dârından,

İner bin zulmet-i makber fezâ-yı şeb-nisârından.

Read the rest of this entry »

Tags:

Mahalle Kahvesi

Kardeşim Hüseyin Avni’ye

 

“Mahalle kahvesi!” Osmanlılar bilir ne demek?

Tasavvur etme sakın “Görmedim nedir?” diyecek.

 

Dilenci şekline girmiş bu “sinsi cânîler,

Bu, gündüzün bile yol vermeyen, harâmîler

Read the rest of this entry »

Tags:

Küfe

Beş on gün oldu ki, mu’tâda inkıyâd ile ben

Sabahleyin çıkıvermiştim evden erkenden.

 

Bizim mahalle de İstanbul’un kenârı demek:

Sokaklarında gezilmez ki yüzme bilmiyerek!

  Read the rest of this entry »

Tags:

Kocakarı ile Ömer

Üstâd-ı necîbim Ali Ekrem Bey’e

 

Yok ya Abbâs’ı bilmeyen, kimdi?…

O sahâbîyi dinleyin, şimdi:

 

“Bir karanlık geceydi pek de ayaz…

İbni Hattâb’ı görmek üzre biraz, Read the rest of this entry »

Tags: