Bir yıl Akif’e yetmedi
2011′in son haftalarını yaşadığımız şu günlerde Unesco tarafından ilan edilen Mehmet Akif Ersoy yılını da geride bırakıyoruz. Cumhuriyet’in kurucularından, şair aynı zamanda baytar, muallim, müderris, siyasetçi, muharrir ve müterkim olan Akif’in tanıdığımız ve tanımadığımız yönlerini 700 parçalık Akif koleksiyoncusu Mehmet Rüyan Soydan ile konuştuk…
Mehmet Akif Ersoy , kimileri için dini kimileri için milli bir şair. İstiklal Marşı’nı yazan ve Cumhuriyetin kurucuları arasında yer alan bu özel şahsiyetin kıymetini bir çok ‘yerli’ kurumdan daha fazla bilen Unesco, 2011 yılını Mehmet Akif Ersoy yılı ilan etmişti. Aralık ayının ortasına geldiğimiz bugünlerde Akif yılının da sonuna geldik. Ama elimizde Akif’e dair ne var diye sorsak, sanırım verecek çok fazla cevap da bulamayacağız. Çünkü bir çok kişinin Mehmet Akif yılından bile haberi olmadı. Bunların yanında akif’in kıymetini ve değerini bilen bir çok kişi ve kurum da vardı. Onlardan biri belki sıradan bir vatandaş olarak nitelenebilecek olan Mehmet Rüyan Soydan. Mehmet Akif’in yazdığı kitapları, fotoğrafları ve mektuplarından büyük şairin izlerini toplamaya gönüllü olan Soydan, 700 parçalık Akif arşiviyle bize Akif’in daha önce az bilinmiş ve bilinmemiş taraflarını anlattı.. Soydan, aslen mali müşvairlik yapıyor. Onun Mehmet Akif ile tanışıklığı tesadüfi. O, Parçaları koleksiyon mantığı ile biriktirmediğini söylüyor. “Ben kitap meraklısıyım. Mehmet Akif ile ilgili Mithat Cemal’in kitabını almıştım. Orada Mehmet Akif bir başka anlatılıyordu. Onu okuduğumda çok hoşuma gitti. Ben de Mehmet Akif ile ilgili diğer kitapları almaya karar verdim.”
ARŞİVİM HERKESE AÇIK
Soydan, 2003 yılından beri Akif ile ilgili ne varsa koleksiyonuna eklemiş. Koleksiyonunda yer alan parçaları ise şöyle anlatıyor. “Mehmet Akif’in ben de üç yüze yakın kitabı var. Tercüme ettiği kitaplar, derleme kitaplar ve kendi hakkında yazılan kitaplar ve özel sayı mecmualar var. Bunun haricinde kendisine ait objeleri biriktirdim. Fotoğrafları, şiirleri, saati, kartiviziti, baytarlık mesleğinde kullandığı bir kitabı ve mührü var.” Mehmet Akif’in çok mütevazı bir hayatı olduğunu hatırlatan Soydan, çok az eşyanın günümüze kadar ulaştığını söylüyor. Ayrıca Soydan, biriktirdiği Akif arşivinin herkese açık olduğunu ve herkesin gelip faydalanabileceğinin de altını çiziyor. Soydan, Akif’in hayatını incelerken bir konuya dikkat çekiyor. O da Akif’in muhalif çevrelerle olan ilişkisi. Soydan, anlatıyor; “Mehmet Akif’in Lübnan seyahatine gittiğinde ziyaret ettiği kişilerden birisi filozof Rıza idi. Filozof Rıza ile düşünce olarak zıt kutuplarda olduğunu biliyoruz. Hatta Rıza Tevfik gençlere karşı yaptığı bir konuşmada, Tevfik Fikret’i yüceltip “Kahrolsun Mehmet Akif” demiş birisi.. Ancak buna rağmen Mehmet Akif’in muhalifleri dahil, onun karakterini yüceltici ifadeler kullanmışlardır. Kötü bir şair ya da şair değil demişlerdir, Türk değil, demişlerdir fakat karaktersiz ya da şahsiyetsiz dememişlerdir.” Peki Mehmet Akif hak ettiği değeri gördü mü? Soydan’a göre bunun cevabı, gayri resmi de evet, ama resmi de yetersiz. “Millet olarak Akif’e çok ehemmiyet verilmiştir. Safahat kitabı Türkiye’de Kuran’dan sonra en çok satılan kitaplardan biridir. Bu cepheden baktığımızda Akif sayılıp sevilmiştir. Bir çok yönünü bir tarafa bırakarak sadece bu ülkenin milli marşının şairi olması dolayısıyla ehemmiyet verilmesi gerekir. Fakat resmi manada bunu göremiyoruz. Türkiye’de hala Mehmet Akif adına açılmış bir müze yok. Yaşadığı yer doğduğu ev gibi detaylar meçhulde duruyor.”
Mektuplarında oğlu Emin’e sitem ediyor
Mehmet Akif’in şiirlerinde kendisi yok. Şiirlerinde kendi dertlerine hiç değinmemiş. Sadece torununa yazdığı bir çocuk şiiri var o kadar. Peki biz onu nasıl tanıyacağız? Mehmet Akif Ersoy, çocuklarına, torunlarına mektuplar yazmış. Soydan, bu mektuplarıın fiziki özelliklerini şöyle tarif ediyor: “Mektupları basit sayfalara yazmış. Bunların bazılarını mürekkeple, bazılarını da kurşun kalemle yazmış. Kitabının bir sayfası bile kırışmadan bana kadar ulaştığını var sayarsak düzenli olduğunu söyleyebiliriz. Üzerinde bir takım notlar filan var. Karalama ya da satırların altını çizmemiş.” Mektupların içeriğine gelince.. Bunların çoğunu torunlarına ve kızı Suad Hanıma yazmış. Akif’in özel yazışmalardaki karakterinin bilinenin aksine yumuşak, ilgili ve nasihatçi olduğunu görüyoruz. Rüyan şöyle devam ediyor: “Ailesine yazdığı mektuplarda Suad Hanım’a nasihatlar var. Halinizden neden şikayet ediyorsunuz diye kızgınlık var. Kendisi son derece kanaatkar. Eşref Kuşçubaşı’na yazdığı bir mektupta yirmi lira gibi bir borç istiyor. Varsa gönder yoksa benim için başkasından borç alma diyor. Akif’in yakın dostu Abbas Halim Paşa çok zengin olmasına rağmen ondan para istemeye tenezzül etmemiş. Arkadaşı çok zengin olmasına rağmen kendi maddi durumu hiç iyi olmamış. Peki ya çocukları? Onlar nasıl bir maddi hayat sürdü. Soydan, bilinenin aksine sefil bir yaşam sürmediklerini söylüyor; “Hepsi maddi sıkıntı yaşamadı. En azından maaşları ve belli bir gelirleri var. Zengin değillerdi ama muhtaç da olmamışlardır. Emin Beyin özel bir durumu var. Askerlik yaparken yanındaki asker arkadaşlarına Kuran okutuyor ve bundan dolayı hapse atılıyor. Hapisten kaçıyor. Kötü macerayla bir hayata başlıyor. Sonra iş bulamaması onu olumsuz etkiliyor.” Soydan, Akif’in mektuplarında oğlu Emin’e karşı sitemkar olduğunu söylüyor. “Ders çalışmadığı için Emin’den şikayet ediyor.” Akif’in eşi İsmet Hanım’ın kızlarına yazdığı iki üç mektup dışında Akif’e yazdığı hiç bir mektup yok. İşin bir ilginç yanı Soydan, Mehmet Akif’e gelen mektupların hiç birine rastlamamış. İsmet Hanım’la ilgili hiç bir bilgi ya da fotoğrafın olmadığını söyleyen Soydan, ailesinin insanlardan uzak bir yaşam sürdüğünü söylüyor.
Bilinmeyen çok şey var
Soydan, Mehmet Akif’e dair keşfedilecek çok şey olduğunu, bundan sonraki süreçte daha fazla da çıkabileceğini söylüyor. “Mısır hayatı bizim için bir meçhuldür. Mısır hayatını, muallimliğini, kimleri okuttuğunu, kimlere hangi dersleri verdiğini bilmiyoruz.” Soydan, Mehmet Akif’in ünvanlarını ise şöyle sıralıyor; Güreşlere katılan bir Pehlivan. Gençliğinde düğün ve derneklerde güreşmiş. Baytar, muallim, müderris, siyasetçi, harp adamı, muharir ve müterkim.
Kübra sönmezışık
Yenişafak