Posted on Ocak 21 2008 by intibah
Fikir ve şiir dünyamızda eşine az rastlanan bir dehanın aramızdan ayrılışını hatırlamak ve onu sevgiyle yad etmek, Asım’ın nesli olan gençlerin görevi olmalı.
Edebiyat tarihimizde mazlumun yanında ve onun dostu olan M. Akif, bu dünyada yalnız yaşadı ve yalnız öldü. Çevresinde üç beş kişi kalmış “Rejim muhalifi” damgasını [...]
Posted on Ocak 21 2008 by intibah
Bilim, hayat ve kainatın uyduğu kanunları araştırıp açıklayan ve varlıklar arasındaki ilişkiyi tespit etmeye çalışan bağlantılar sistemidir. Ünlü bilim felsefecisi Popper bilimi “sonuçları ve ifadeleri gözlem ve deneyle denenip çürütülebilecek faaliyetlerin tümü” diye tarif etmiştir. Teknoloji ise, üretilen malları, üretimde kullanılan makine ve emeği, toplumun sosyal, kültürel ve psikolojik [...]
Posted on Ocak 21 2008 by intibah
Yeni bir asrın başlarında, kültürel entegrasyon ile millî değerlerin farklı bakış açılarına göre yorumlandığı bir zamanda; tarihlerin yazmadığı ihtiyaçlar ile hemhâl olan insanlık, binlerce ufku birden açmaya çalışan tecessüslerle meşguldür. Bu noktada, Mehmet Âkif ve Safâhat, çok çeşitli açılardan incelenebilir. Özellikle tedriç ve tekâmül fikrini temsil eden Safâhat [...]
Posted on Ocak 21 2008 by intibah
1. GirişMehmet Emir Erişirgil, Mehmet Âkif’in yaşam öyküsünü anlatan kitabını yazmağa karar verdiği yıllarda başından geçen bir sevimsiz olayı anlatır. Bu olay, Türk toplumundaki kolay suçlama alışkanlığının örneğidir. Vapurda karşılaştığı bir kişi, Erişirgil’in Safahat’ı okuduğunu görünce sorar:
“Beyefendi nereden hatırınıza geldi bu softa ?”
Posted on Ocak 21 2008 by intibah
“ittihadı İslam” davasını islamlık kadrosu içinde şiirle neşir ve telkin eden en samimi ve heyecanlı şairimiz Akif’tir. Akif’in Safahat’ı hemen baştan başa bu büyük sevdayı terennüm eder. Hele “Fatih Kürsüsü’nde, Süleymaniye Kürsüsü’nde, El’uksûr, Necid Çölleri’nden Medine’ye” başlıklı şiirleri islamcılık ve ittihadı İslâm davasının şiir sahasında hakikaten çok parlak ifadeleridir. Akif’in benimsediği bir davaya ne [...]
Posted on Ocak 21 2008 by intibah
Son defa ki ziyaretimde onu bitkin bulmuştum. Evvel ki ziyaretlerimde olduğu gibi çok konuşamıyor, çok soramıyordu. Kendisini yormamak için fazla oturmadım. Müsaade rica ettim. Ayrılırken, Ankara’ya gidecek misin? dedi. Evet! Cevabı üzerine fersiz nazarlarını gözüme dikti. Kudretsiz, fakat müsterih bir sesle:
Posted on Ocak 21 2008 by intibah
Türk Edebiyatında, Akif kadar, hayatı şiire ve şiiri hayata sokmuş şair yoktur. Yalnız, bu hayat, merkez olarak alınmış, o çağdaki Türkiye şartları içinde ve belli bir ışık altında müşahede edilmiştir. Yeni hayat, kendi başına bir gerçek olarak alınıp metafizik kürenin dikenli noktalarına dokunmadan tut da, realitenin içindeki eriyişe kadar kendine yeter ve kendinden ibaret [...]
Posted on Ocak 21 2008 by intibah
Aramızda bir nesil farkını düşünebilir miyiz? Büyük şairler için yaş yoktur. Dünün veya bugünün şairi diye ayrılmaz. Zaman onlar için bir bütün halinde edebiyat olarak düşünülür. Hatta vatan hudutları bile yoktur. Sesleri bir memleketin çemberlerinden gökkuşağı büyüklüğünde dairelerle dalgalanarak bütün insaniyetin ufuklarını sarar. Onlar, kendi milletinin olduğu kadar herkesin ve herkes onlarındır.
Posted on Ocak 21 2008 by intibah
Akif’in harp arabasını iki at çeker. Biri iman ve islam savaşçısı, öbürü şair. Esas olan, birincisi. O, bütün kuvvetini imanından aldı ve birbirine dayalı iki kalas gibi, imanını şiiriyle taşırken, şiirini imanı sayesinde ayakta tutabildi. Ya onun iman cephesi! Bütün köşeleriyle iman ve islam savaşçısı cephesi! Bu köşeler, hikmet, hakikat, ilim, ahlak ve aksiyonculuk [...]