Ankara’ya henüz gitmiştim. Üstadla birlikte kiraladığımız mütevâzi’ bir evde oturuyorduk. Bir sabah elli yaşlarında yakışıklı, fakat gözlerinden şeytanat akan hoca kıyafetli biri üstadı ziyarete geldi. Bu zât henüz tanışmadığımız biri idi. Pek uzun bir başlangıçla mevzua giren o adamı Akif huzurundan öyle bir recm-ü tard etti ki, o
asabî ve kaahir sesin tanîni hâlâ kafa tasımın içinde tınlar. O adamcağız Akif’i kendisi gibi sanıyordu. Ona cem’iyyeti diniyye namı altında bir teşekkül teklifinde bulunmuştu. Akif’in verdiği cevab şudur:
— Anadolu’da da bir, otuz bir Mart mı çıkartmak istiyorsun? Böyle bir teşebbüs hâlinde karşınızda evvelâ Akif’i bulursunuz! Haydi defol şuradan!…
Yorum Gönder
You must be Bağlan to post a comment.

Son Yorumlar