Kızından Bir Hatıra
Üstad’ın kızı Cemile anlatıyor: Heybeliada’ya gelince babam hemen bir çamın altına oturur, arkasını çama dayar, saatlerce burada dalardı. İki saat, üç saat geçer, bir kelime konuşmazdı. Nefes aldığı bile işitilmeyecek kadar dikkat ve huşu içinde yalnız gözleri hareket ediyordu. Ortalık kararıyor, yahut gece yarısı olur.”Artık baba gidelim, derim, “peki!” der. Fakat gene oturur. Biraz sonra gene tekrar ederim. Yavaş yavaş harekete gelir, hiç de oradan ayrılmak istemeyerek bastonuna dayana dayana eve dönerdik.
Bir gün mektebe giderken çantamın eskiliğinden dolayı ağlamıştım. Onun üzerine babam bize bir çocukluk hatırasını nakletti:
-Babam beni İdadi Mektebi’ne yazdırmak üzere götürdü.
Kaydettiler. Fakat mektebe verilmesi lazım gelen bir para
istediler. Babamın parası yetmedi. Baktım, çok canı sıkıldı.
Evirip çevirip saatine bakmağa başladı.
-Baba, neye saate bakıyorsun? dedim.
-Bu gümüştür, dedi; bunu rehin verirsem istedikleri parayı
bulabilirim.