Miras Bırakmayan Şair
En büyük vatan şairlerini aruz yetiştirdi. Namık Kemal’le başlayan, Tevfik Fikret’le devam eden vatan şairi, dün Mehmed Akif’le beraber toprağa girmiş sayılabilir. Milli veznimiz hece olduğu halde, hece şairlerimiz için Namık Kemal’in “Vaveyla’sı, Kaside’si” gibi Tevfik Fikret’in “Sis’i, Rübabın Cevabı” gibi Mehmed Akif’in “Çanakkale’si ve İstiklâl Marşı” gibi bir milletin hafızasına her mısrayı atalar
sözü haysiyetiyle mâlolan büyük günlerinde bir ağızdan haykırıları, en perakende ve şaşkın ruhları bile tek bir müdafaa aşkı ve iradesi içinde bir araya devşirerek ayağa kaldıran “milli” vasfına tam layık bir şairimiz çıkmadı. Namık Kemal’den ve Tevfik Fikret’ten sonra, iki günden beri, Mehmed Akif de yoktur, vatan şiirinin bu üç büyük zirveli sıra dağları üstüne ölümün kara bulutu indi. Bütün ölçüleri ve haysiyetiyle düşünürsek, bugün Türk vatanı şairsizdir. Vatan şairleri miras bırakmadılar.
“Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ”
Bugün Akif de o toprağın içindedir. Ve o şühedâ arasındadır. Bütün ömrünü Türk bayrağındaki Hilâlin şerefini müdafaaya tahsis eden şairin arkasından kendi mısrası tekrar edilebilir:
Bir Hilâl uğruna Yarâb ne güneşler batıyor!
