Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı, Çanakkale Şehitlerine, mehmed akif, mehmed akif ersoyun hayatı, mehmet akif ersoyun hayatı, mehmet akifin hayatı, mehmed akifin hayatı

Necip Fazıl Kısakürek : Akif e Dair

Tarih : Ocak 21 2008 by intibah

    Akif’in harp arabasını iki at çeker. Biri iman ve islam savaşçısı, öbürü şair. Esas olan, birincisi. O, bütün kuvvetini imanından aldı ve birbirine dayalı iki kalas gibi, imanını şiiriyle taşırken, şiirini imanı sayesinde ayakta tutabildi. Ya onun iman cephesi! Bütün köşeleriyle iman ve islam savaşçısı cephesi! Bu köşeler, hikmet, hakikat, ilim, ahlak ve aksiyonculuk seciyesi noktalarında toplanır.

    Akif, Milli Kurtuluş hareketini bütün gönlüyle benimsedi. Anadolu’ya geçti. Mecmuasını oralara taşıdı ve İstiklâl Marşı ile Türk’ün varolma hamlesindeki manayı ebedileştirmek istedi. Marşı resmen kabul olundu fakat ne garip tezattır ki asıl mâna, marşın söylenmeyen mısralarında kaldı. Ortaya çıkan yeni mana ise, Akif’in Mısır’a çekilmesine, orada uzun bir müddet bir prensin himayesi altında kalmasına ve İstanbul’a yalnız ölmek için gelmesine sebep oldu.

    Bütün bu ana meseleleri, temel ölçüleri şahsı ve eseriyle ortaya atan, meydana çıkaran Akif, onlarda ister kuvvetli, ister hafif olsun büyük dava ve mücadelenin örnek şahsiyeti mevkiindedir. Ve yarının bu davada zuhurunu beklediğimiz büyük adamı ve elmas nesli, öndeki bu ilk örnek haysiyetini daima azizleştirecektir. Dava, Mehmed Akif’i anma vesilesiyle, yarın arkasından muhteşem birtuluğ; birdenbire bir tepecik üzerinde peydahlanacak şanlı süvari gibi, o büyük adamı ve ardındaki ovalar dolusu yeni gençliği gözlemekten ibarettir.

    Ne zaman?… “Kimbilir, belki yarın, belki yarından da yakın…”

 

Your must be logged in to comment.